“Su aktıkça eşitlik büyür” sloganıyla yürütülen kampanya, suya ve sanitasyon hizmetlerine erişimin temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekiyor.
“Su krizi eşitsizlikleri derinleştiriyor”
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, yaptığı açıklamada küresel su krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal bir sorun olduğuna vurgu yaptı.
Savcı, özellikle birçok bölgede su temininin kadınlar ve kız çocuklarının sorumluluğunda olduğunu belirterek, bu durumun eğitimden sağlığa kadar pek çok alanda toplumsal eşitsizlikleri artırdığını ifade etti.
Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında
Savcı’nın paylaştığı verilere göre, Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Falkenmark İndeksi’ne göre kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.700 metreküpün altına düşmesi “su sıkıntısı” olarak tanımlanırken, Türkiye’de bu miktar 2022 itibarıyla yaklaşık 1.313 metreküp seviyesinde bulunuyor.
Nüfus artışıyla birlikte bu rakamın 2030 sonrasında 1.000 metreküpün altına düşebileceği ve ülkenin su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.
Yapı sektörü için kritik sorumluluk
İnşaat ve yapı sektörünün su verimliliği konusunda önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Savcı, üretim süreçlerinde su ayak izinin azaltılması gerektiğini belirtti.
Daha dayanıklı ve uzun ömürlü malzemelerin kullanılması Üretimde kaynak verimliliğinin artırılması Atık ve hata oranlarının düşürülmesi Döngüsel ekonomi modelinin yaygınlaştırılmasıgibi uygulamaların su kaynaklarının korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Sürdürülebilir gelecek için su yönetimi şart
Uzmanlara göre su kaynaklarının verimli ve planlı kullanımı, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de toplumsal eşitlik açısından büyük önem taşıyor.
Dünya Su Günü kapsamında yapılan çağrılar, su yönetiminde kapsayıcı politikaların geliştirilmesi ve tüm toplum kesimlerinin ihtiyaçlarını gözeten bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. İGFA