Söyleşi serisinin yürütücüsü Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Levi-Strauss’un yapısalcı yaklaşımını ele alarak modern felsefede merkeze yerleşen “özne” kavramını farklı bir bakış açısıyla tartıştı.
Ünsaldı, insanın dünyayı özgür bir aktör olarak inşa ettiği fikrini Levi-Strauss’un perspektifiyle sorguladı. İnsan zihninin aslında dil, kültür ve bilinçdışı gibi kendisinden önce var olan yapılarla örülü olduğunu belirterek, bireyin edilgen rolüne dikkat çekti.
Söyleşide ayrıca sosyoloji ve antropoloji arasındaki yöntem farkları da değerlendirildi. Antropolojinin yerelden hareketle tüm insanlık için geçerli “değişmezleri” araştırma çabası katılımcılara aktarıldı. Mitler, ikili karşıtlıklar ve sembolik sistemler üzerinden insan zihninin kültürel farklılıkların ötesinde nasıl çalıştığı örneklerle anlatıldı.
“İlkel ve Uygarlık Ayrımı Yok”
Toplumsal yaşamın temelinde iletişim ve mübadele ilişkilerinin yattığını vurgulayan Ünsaldı, kelimeler, metalar ve akrabalık bağlarının dolaşımı üzerinden toplumların nasıl şekillendiğini paylaştı. Levi-Strauss’un “ilkel” ve “uygar” toplum ayrımını reddeden yaklaşımıyla, insan zihninin her coğrafyada ve kültürde benzer yapısal mantıkla işlediğini anlattı. İGFA