Otomotivde Yeni Dönem: Yerli Batarya Yatırımı İhracat İçin Zorunlu Hale Geldi

Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, AB regülasyonları ve elektrikli araç dönüşümünde yerli batarya yatırımlarının kritik önemini açıkladı.

GÜNCEL - 31-05-2026 11:25

Otomotiv sektörü; elektrikli araçlar, düşük emisyon odaklı üretim süreçleri ve Avrupa Birliği (AB) regülasyonlarının etkisiyle tarihi bir dönüşümün eşiğinde. Türkiye ekonomisinin adeta lokomotifi konumunda olan bu dev sektör; ürün yaşam döngüsü yönetimi ve yenilikçi batarya teknolojileri ekseninde kendini yeniden şekillendiriyor. Yaşanan bu küresel yeşil dönüşüm dalgasını değerlendiren Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, yerli sanayinin geleceğine dair kritik uyarılarda bulundu.

Otomotiv dünyasında sürdürülebilirliğin artık sadece çevresel bir duyarlılık olmaktan çıkıp tamamen stratejik bir hamleye dönüştüğünü belirten Atacan, "Otomotiv sektörü yaklaşık 40 milyar ABD doları bulan devasa ihracat hacmiyle Türkiye için hayati bir öneme sahip. Bu ölçekteki bir sektör için sürdürülebilirlik hamleleri artık bir tercih aşamasını çoktan geçti; ihracatın devamlılığı ve küresel pazardaki rekabet gücümüzü korumamız açısından net bir zorunluluk haline geldi" ifadelerini kullandı.

Elektrikli Araçlar Yeni Kırılganlıklar Doğuruyor

Dünya genelinde elektrikli araçlara geçiş sürecinin hız kazanması, otomotiv yan sanayisinde de taşları yerinden oynattı. Özellikle batarya sistemleri ve üretimde kullanılan kritik ham maddelerde dışa bağımlılığın ve ithal girdi oranının yükseldiğine dikkat çeken Orhan Atacan, bu durumun küresel jeopolitik gelişmelerle birleştiğinde Türkiye'deki üreticiler için yeni kırılganlık alanları yarattığını vurguladı. Atacan, özellikle batarya ham maddelerine güvenli erişim konusunun, önümüzdeki dönemde yerli firmalar tarafından stratejik bir hazırlık odağı olarak masaya yatırılması gerektiğinin altını çizdi.

AB Düzenlemeleri Geçici Değil Kalıcı

Avrupa Birliği’nin yeşil mutabakat kapsamında hayata geçirdiği düşük emisyon, karbon ayak izi takibi, geri dönüştürülmüş ham madde kullanımı ve ürün yaşam döngüsü performansı gibi kriterlerin her geçen gün daha da sıkılaştığını hatırlatan Atacan, üreticileri uyardı. Firmaların bu süreci geçici bir "uyum dönemi" veya esnek bir geçiş süreci olarak görme lüksünün olmadığını belirten uzman isim, mevcut tablonun köklü ve kalıcı bir hazırlık dönemi olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.

Geleceğin Anahtarı: Yerli Tedarik ve Karbon Ayak İzi Yönetimi

Sektör temsilcileri ve uzmanlara göre, önümüzdeki süreçte Türk otomotiv sanayisinin dünyadaki yerini sağlamlaştırabilmesi için yerli ve bölgesel tedarik kapasitesini hızla güçlendirmesi gerekiyor. Özellikle batarya üretimi, hücre yatırımları ve batarya bileşenlerine yönelik Ar-Ge çalışmalarının artırılması ilk öncelik olacak. Bunun yanı sıra fabrikalardaki üretim süreçlerinde karbon ayak izinin şeffaf bir şekilde ölçülmesi ve azaltılmasına yönelik atılacak adımlar, Türk firmalarını uluslararası pazarda bir adım öne geçiren en temel rekabet avantajı olacak.

Sektörde Yatırım Hamleleri Bekleniyor

AB pazarına göbekten bağlı olan Türk otomotiv yan sanayisinin, önümüzdeki aylarda karbon vergisi ve yeni batarya pasaportu düzenlemelerine uyum sağlamak adına yeşil enerji ve yerli ham madde yatırımlarına hız vermesi öngörülüyor. Sektör temsilcileri, devlet teşviklerinin de bu yönde evrilmesini bekliyor. İGFA

Günün Diğer Haberleri