Bakanlık, kutsal mekana yönelik bu saldırının sadece bir ihlal değil, aynı zamanda bölge barışını dinamitleyen bilinçli bir provokasyon olduğunu vurguladı.
Yapılan açıklamada, Mescid-i Aksa’nın asırlardır süregelen tarihi ve hukuki statüsünün ayaklar altına alındığı ifade edilirken, bu tür girişimlerin halihazırda yüksek olan bölgesel gerilimi ve istikrarsızlığı daha da derinleştirme riski taşıdığına dikkat çekildi.
"Kutsal Mekanlara Yönelik İhlaller Kabul Edilemez"
Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı metinde, ibadethanelerin ve kutsal mekanların dokunulmazlığına vurgu yapılarak, İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan bu eylemlerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirtildi. Açıklamada, Doğu Kudüs’ün işgal altındaki statüsü hatırlatılarak, bu tür baskınların uluslararası toplum nezdinde bir hukuk ihlali olarak tescillenmesi gerektiği ifade edildi.
Bakanlık, kutsal mekanların statüsüne yönelik her türlü saldırının karşısında durulacağının altını çizerek, bölgede kalıcı barışın ancak uluslararası hukuka uygun ve saygılı bir yaklaşımla mümkün olabileceğini yineledi.
Uluslararası Topluma Acil Çağrı: Sorumluluk Alın!
Türkiye, yaşanan bu skandal olay sonrası sadece kınamakla kalmayıp, uluslararası topluma da somut adımlar atma çağrısında bulundu. Filistin halkının meşru haklarının korunması ve kutsal mekanlara yönelik sistemli ihlallerin durdurulması için dünya devletlerinin ve uluslararası örgütlerin artık sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, işgal altındaki topraklarda yaşanan bu hukuksuzlukların önlenmesi için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi istenirken; Türkiye’nin, Filistin davasını ve Kudüs’ün kutsiyetini her platformda savunmaya devam edeceği kararlılıkla ifade edildi.
Bölgesel İstikrar Büyük Risk Altında
İsrailli yetkililerin bizzat dahil olduğu bu tür eylemlerin, bölgedeki ateş hattını daha da genişletebileceği uyarısında bulunulurken, provokasyonların halklar arasındaki gerilimi tırmandırdığı belirtildi. Dışişleri Bakanlığı, barışın korunması için İsrail’in bu saldırgan tutumundan derhal vazgeçmesi gerektiğini ve bölgedeki tüm aktörlerin sağduyu ile hareket etmesinin zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırlattı. PİHA