Alzheimer hastalığının küresel ölçekte artan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Dr. Şalçini, mevcut ilaç tedavilerinin hastalığı tamamen durduramadığını, yalnızca belirtileri sınırlı ölçüde hafiflettiğini söyledi. Anti-amiloid tedaviler üzerine çalışmaların sürdüğünü ancak yan etkiler ve yüksek maliyetler nedeniyle henüz yaygın kullanımda olmadığını belirtti.

“Alzheimer Artık Bir Bağlantı Hastalığı Olarak Görülüyor”

Nöromodülasyonun; elektrik, manyetik alan, ışık ve ses dalgaları gibi fiziksel uyarılarla beyin fonksiyonlarını doğrudan etkileyen bir yöntem olduğunu anlatan Şalçini, bu tekniklerin sinaptik plastisiteyi artırarak beyin ağlarını güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Alzheimer’ın artık sadece protein birikimiyle değil, aynı zamanda bir “bağlantı hastalığı” olarak değerlendirildiğini vurguladı.

rTMS ve tDCS Öne Çıkıyor

Non-invaziv yöntemlerin günümüzde daha yaygın kullanıldığını belirten Şalçini, özellikle rTMS (tekrarlayıcı transkraniyal manyetik stimülasyon) uygulamasının dikkat çektiğini söyledi. Bir diğer yöntem olan tDCS’nin ise düşük yoğunluklu elektrik akımıyla nöronların uyarılabilirliğini düzenlediğini ve hafif bilişsel bozukluklarda etkili olabildiğini aktardı.

Ayrıca ultrason temelli Transkraniyal Pulse Stimülasyonu ve odaklanmış ultrason uygulamalarının da derin beyin yapılarına ulaşarak nöroplastisiteyi artırabildiğini ifade etti.

Işık ve Ses Temelli Yöntemler Araştırılıyor

Son yıllarda ışık temelli tedaviler ve 40 Hz frekanslı uyarımların da bilim dünyasında dikkat çektiğini belirten Şalçini, bu yöntemlerin beyin hücreleri üzerindeki olumlu etkilerinin araştırıldığını söyledi.

“Tedavi Kişiye Özel Olmalı”

Demans tedavisinde tek bir standart yaklaşım bulunmadığını vurgulayan Şalçini, tedavi planlarının hastaya özel olarak şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti. Nöromodülasyon tekniklerinin ilaç tedavileri ve bilişsel rehabilitasyonla birlikte uygulanmasının daha etkili sonuçlar verebileceğini belirtti.

Uzmanlar, nöromodülasyon yöntemlerinin umut verici olmakla birlikte henüz gelişim aşamasında olduğunu ve uzun vadeli etkilerinin netleşmesi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. İGFA