Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından kadın emeğini, kadınların toplumsal yaşam içerisindeki rollerini ve sanat alanındaki görünürlüğünü desteklemek amacıyla düzenlenen “Kadın Oyunları Festivali Nilüfer”, tiyatroseverlerin yoğun ilgi gösterdiği “Şairler Mezarlığı” adlı oyunla sona erdi. Farklı temaları ve kadın odaklı anlatıları sahneye taşıyan festival, günler boyunca sanatseverleri birbirinden özel yapımlarla buluşturdu.
15 Haziran’da Balat Atatürk Ormanı içerisinde bulunan Ormandaki Kulübe’de sahnelenen “Gözbağcı” oyunu ile başlayan festival süresince tiyatro izleyicileri birçok farklı yapımı takip etme fırsatı buldu. Program kapsamında “Olga, Maşa, İrina, Yine Üç Kız Kardeş”, “Sendrom” ve “Lie Low” gibi dikkat çeken oyunlar sahnelenirken, festivalin kapanışı ise “Şairler Mezarlığı” ile gerçekleştirildi.
Festivalin son gününde sahneye taşınan “Şairler Mezarlığı”, şiir ve tiyatroyu aynı potada buluşturan yapısıyla izleyicilerin beğenisini kazandı. Ersin Doğan tarafından kaleme alınan oyunun yönetmenliği ve koreografisi Selena Demirli tarafından üstlenilirken, sahnede Dilek Uluer ve Selena Demirli performanslarıyla yer aldı.
Fiziksel tiyatro unsurlarıyla şiirsel anlatımı bir araya getiren yapım, unutulmayan anılar, yarım kalmış yaşamlar ve zihinde taşınan izler üzerinden şekillenen bir hikâyeyi sahneye taşıdı. Gerçeküstü bir atmosfer içerisinde ilerleyen oyunda, farklı hayatlara ve farklı geçmişlere sahip iki ruhun yollarının kesişmesi anlatıldı.
Oyunun merkezinde yer alan karakterlerden biri olan Mısra, henüz doğmadan yaşamını yitirmiş ve dünyaya dair hiçbir anı biriktirememiş bir ruh olarak izleyici karşısına çıktı. Selena Demirli’nin canlandırdığı karakter, yaşamı hiç deneyimleyememiş olmanın yarattığı boşluk ve merak duygusunu sahneye taşıdı.
Dilek Uluer’in hayat verdiği Piraye karakteri ise geçirdiği trafik kazasının ardından yaşamını kaybetmiş, çocuklarını geride bırakmanın acısını taşıyan ve ölümü kabullenmekte zorlanan bir kadının hikâyesini anlattı. Birbirinden tamamen farklı yaşam öykülerine sahip olan iki karakterin zamansız bir evrende karşılaşması, oyunun temel çatısını oluşturdu.
Ölümün ötesinde geçen anlatıda varlık ve yokluk kavramları iç içe işlenirken, karakterlerin geçmişleriyle yüzleşmeleri ve birbirleriyle kurdukları bağ üzerinden unutmak, hatırlamak, kabullenmek ve vazgeçmek gibi temalar seyirciye aktarıldı. Oyun boyunca izleyiciler, yaşamın anlamı, kayıplar ve insanın hafızasında taşıdığı duygular üzerine düşünmeye davet edildi.
İnsan doğasının bencillik, sahiplenme ve kendini merkeze koyma eğilimlerine de göndermelerde bulunan yapım, sahne dili ve anlatım biçimiyle festivalin en dikkat çeken oyunlarından biri oldu. Şiirsel metinlerle desteklenen performanslar, salondaki izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi.
Kadınların hikâyelerini, seslerini ve sahnedeki varlıklarını görünür kılmayı amaçlayan Kadın Oyunları Festivali Nilüfer, bu yıl da farklı anlatıları sanatseverlerle buluştururken, “Şairler Mezarlığı” oyununun ardından izleyicilerin uzun süre alkışlarıyla sona erdi.















