Son zamanlarda kime sorsam aynı şeyi söylüyor:
“Çok yorgunum.”

Ama bu yorgunluk, eskisi gibi değil.
Eskiden beden yorulurdu. Şimdi zihin yoruluyor.

Garip olan şu:
Kimse aslında durmadan çalışmıyor.
Ama herkes tükenmiş gibi hissediyor.

Çünkü mesele yorgunluk değil.
Mesele doluluk.

Sabah uyanıyoruz, daha yataktan kalkmadan zihnimiz doluyor.
Telefon ekranı açılıyor ve bir anda onlarca hayatın içine düşüyoruz.

Birinin başarısı,
başkasının mutluluğu,
bir diğerinin “kusursuz” hayatı…

Daha kendi günümüz başlamadan,
başkalarının hayatıyla kıyas yapmaya başlıyoruz.

Ve fark etmeden içimizde küçük bir eksiklik hissi oluşuyor.

Gün ilerledikçe bu doluluk artıyor.

Bildirimler, mesajlar, haberler, videolar…
Her biri zihnimizde yer kaplıyor.

Ama hiçbirini gerçekten işlemiyoruz.

Sadece tüketiyoruz.

Ve akşam olduğunda, fiziksel olarak değil belki ama
zihinsel olarak tamamen dolmuş oluyoruz.

Eskiden sıkılmak diye bir şey vardı.

Can sıkıntısı…
İnsanı rahatsız eden ama aynı zamanda düşündüren bir boşluktu.

Şimdi o boşluk yok.

Çünkü en küçük boşlukta bile elimiz telefona gidiyor.

Asansörde, otobüste, yemek yerken…
Hatta bazen konuşurken bile.

Hiçbir an boş kalmıyor.

Ama insanın boşluğa ihtiyacı var.

Çünkü düşünceler,
sessizlikte ortaya çıkar.

Yaratıcılık,
sıkıldığında başlar.

Ve insan kendini en çok
hiçbir şey yapmadığında duyar.

Belki de bu yüzden bu kadar yorgunuz.

Çünkü zihnimiz hiç susmuyor.

Sürekli bir şey izliyor,
okuyor,
karşılaştırıyor,
tepki veriyor.

Ama dinlenmiyor.

Belki çözüm sandığımız kadar karmaşık değil.

Belki daha az tüketmek,
daha çok hissetmek gerekiyor.

Belki her şeyi takip etmek yerine
biraz geride kalmak gerekiyor.

Çünkü her şeyi bilmek,
her şeyi görmek,
her şeye yetişmek…

İnsanı geliştirmiyor.

Sadece yoruyor.

Ve belki de en büyük problem şu:

Kimse gerçekten durmuyor.

Durmak, sanki zaman kaybı gibi görülüyor.

Oysa bazen durmak,
ilerlemenin tek yoludur.

Bugün kendine küçük bir şey dene:

Hiçbir şey yapmadan 10 dakika otur.

Telefon yok.
Müzik yok.
Dikkat dağıtıcı hiçbir şey yok.

Sadece sen.

İlk başta rahatsız edecek.

Ama sonra bir şey fark edeceksin:

Zihnin yavaş yavaş sakinleşecek.

Ve belki de o an anlayacaksın:

Sen yorgun değilsin.

Sadece
çok fazla şeyle dolusun.