Hakkari Barosu, komşu ülke İran’da son dönemde özellikle Kürt tutukluları hedef alan ve uluslararası kamuoyunun da gündeminde olan idam cezalarındaki artışa karşı sert bir yazılı açıklama yayımladı. Baronun İnsan Hakları Merkezi koordinasyonunda hazırlanan açıklamada, bölgede yaşanan infazların evrensel hukuk ilkeleri, insan onuru ve en temel hak olan yaşam hakkı açısından telafisi imkansız ağır ihlaller barındırdığı gözler önüne serildi.
Uluslararası hak örgütlerinin raporlarına dayandırılan açıklamada; Kürt tutukluların adil yargılanma hakkından mahrum bırakıldığı, infazların ailelerden gizli yapıldığı ve temel hukuki süreçlerin tamamen devre dışı bırakıldığı savunuldu.
"İdam Siyasi Krizlerin Aracı Haline Getirildi"
Açıklamada, hiçbir devletin veya rejimin kendi iç siyasi krizlerini, güvenlik kaygılarını ya da toplumsal muhalefeti bastırma arzusunu idam cezaları üzerinden meşrulaştıramayacağı vurgulandı. İran’da etnik, siyasi ve toplumsal muhalif gruplara, özellikle de Kürtlere yönelik baskı politikalarının bir parçası olarak idam mekanizmasının sistematik bir saldırıya dönüştüğü belirtildi.
Hakkari Barosu tarafından paylaşılan metinde, yargılama süreçlerindeki karanlık noktalara şu sözlerle dikkat çekildi:
"Siyasi davalarda sanıklara yönelik ağır işkence iddiaları, baskı ve tehditle zorla alınan ifadeler ve adil yargılanma hakkının tamamen ortadan kaldırılması ciddi bir endişe kaynağıdır. İdam cezası, geri dönüşü olmayan, insan onurunu kökten zedeleyen ve çağdaş hukuk sistemlerinin çoktan terk ettiği ilkel bir cezalandırma yöntemidir. Bu uygulamalar derhal son bulmalıdır."
"Gizli İnfazlar ve Cenazelerin Saklanması Hukuki Değil"
Baro, infaz edilen mahkumların ailelerine haber verilmemesi, cenazelerin yakınlarına teslim edilmeyerek gizli yerlere gömülmesi ve ailelerin yas tutma haklarının dahi ellerinden alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu tür adımların hukuki bir gerekçesinin olamayacağını ifade eden Hakkari Barosu, "Gizli infazlar ve cenazelerin saklanması, ülkede hukukun değil, toplum üzerinde korkunun hakim kılınmak istendiğinin en net göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası Topluma Sessizlik Eleştirisi
Açıklamanın son bölümünde, Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere uluslararası insan hakları mekanizmalarının ve hukuk kurumlarının İran'daki bu infaz dalgasına karşı daha etkin ve caydırıcı adımlar atması gerektiği ifade edildi. Hakkari Barosu, tüm demokratik kamuoyunu ve hukuk savunucularını, yaşanan bu ağır hak ihlallerine ve yaşam hakkı gaspına karşı sessiz kalmayarak seslerini yükseltmeye davet etti.