Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) verilerine dayanan “21. Yüzyılda İşçi Haklarının Küresel Görünümü” başlıklı rapor, 2016-2025 yılları arasında işçi haklarının dünya genelinde ciddi bir kan kaybı yaşadığını gözler önüne serdi.
Hak Kısıtlayan Ülke Sayısında Rekor Artış
Raporun en çarpıcı verisi, sendikal haklara yönelik kısıtlamaların hızla yaygınlaşması oldu. 2016 yılında işçilerin sendika kurma veya sendikaya katılma hakkını engelleyen ülke sayısı 82 iken, bu rakam 2025 yılı itibarıyla 113'e ulaştı.
Bu istatistikler, son on yılda küresel ölçekte sendikal haklar alanında belirgin bir gerileme yaşandığını kanıtlarken, işçi haklarının sanayi devriminden bu yana sürekli iyileştiği yönündeki genel algıyı da tartışmaya açtı. Enstitü, toplu pazarlık ve grev hakkı ihlallerinde de benzer bir artış eğilimi gözlendiğini bildirdi.
Baskılar Fizikselden Kurumsal Mekanizmalara Kaydı
Raporda, hak ihlallerinin nitelik değiştirdiğine dair önemli bir saptama yer aldı. Geçmişte daha çok fiziksel şiddet ve doğrudan müdahalelerle gündeme gelen işçi hakları ihlalleri, günümüzde yerini kurumsal ve hukuki görünümlü baskılara bıraktı.
Fiziksel Şiddet: Bazı ülkelerde azalma göstererek görece olumlu bir tablo çizdi.
Hukuki Baskı: Ülkelerin, sendikal faaliyetleri yasal düzenlemeler ve kurumsal engellerle kısıtlama yoluna gittiği gözlendi.
Teknolojik Etki: Yapay zekanın iş gücünü dönüştürmesi ve mavi yaka işlerin form değiştirmesinin, hak arama süreçlerini daha karmaşık hale getirdiği vurgulandı.
Bölgesel Uçurum: Kuzey Avrupa ve Diğerleri
Küresel tablo, coğrafi bölgeler arasında keskin farklar olduğunu ortaya koydu. Raporun bölgesel analizine göre:
Yüksek Standartlar: Erken sanayileşmiş olan ve güçlü demokrasi geleneklerine sahip Kuzey Avrupa ülkeleri, işçi haklarını koruma konusunda liderliğini sürdürdü.
Kritik Bölgeler: Afrika ve Latin Amerika, sendikal hakların en çok ihlal edildiği ve çalışma standartlarının geride kaldığı bölgeler olarak dikkat çekti.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü, sonuç bölümünde emek-sermaye ilişkilerindeki bu negatif dönüşümün, küresel ekonomik yapıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ve sendikasızlaştırma politikalarının bir çok ülkede sistematik hale geldiğini hatırlattı. İGFA