Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sivrisinek ve diğer vektörlerle mücadele çalışmaları, Haziran Ayı Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında gündeme geldi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne uzun yıllardır danışmanlık hizmeti veren Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, kent genelinde yürütülen vektörle mücadele faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşarak kamuoyunda yaygın olan bazı yanlış algılara dikkat çekti.

Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı birinci oturumu, Başkan Vekili Ulaş Özgen başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda toplam 118 gündem maddesi görüşülürken, meclis üyelerine Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında sürdürülen vektörel mücadele çalışmaları hakkında da bilgilendirme yapıldı.

Toplantıda konuşan Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında 2004 yılından bu yana sürdürülen danışmanlık protokolünün Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir uygulama olduğunu söyledi.

Yaklaşık 21 yıldır devam eden iş birliği sayesinde bilimsel veriler ışığında planlı bir mücadele yürütüldüğünü ifade eden Çetin, Antalya’nın geniş coğrafyası ve iklim koşulları nedeniyle vektör mücadelesinin son derece kapsamlı bir çalışma gerektirdiğini belirtti.

Çetin, belediye bünyesinde görev yapan yaklaşık 1700 personelin yıl boyunca sahada aktif olarak çalıştığını vurgulayarak, mücadele kapsamında rögarlar, fosseptikler, kanalizasyon sistemleri, su birikintileri ve risk oluşturan diğer alanların düzenli olarak kontrol edildiğini kaydetti.

Antalya’nın Yapısı Mücadeleyi Zorlaştırıyor

Antalya’nın yalnızca yerleşik nüfusuyla değil, her yıl ağırladığı milyonlarca ziyaretçiyle de büyük bir hareketliliğe sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çetin, bu durumun halk sağlığını koruma sorumluluğunu daha da önemli hale getirdiğini söyledi.

Kentte yıl boyunca yaklaşık 20 milyon yerli ve yabancı turistin bulunduğunu hatırlatan Çetin, bu yoğun insan hareketliliğinin sağlık hizmetleri ve çevresel mücadele açısından ciddi bir planlama gerektirdiğini ifade etti.

Antalya’nın coğrafi özellikleri, yoğun sera üretimi yapılan alanları, sulama sistemleri, su kaynakları ve zaman zaman yaşanan altyapı sorunlarının sivrisinek ve diğer vektörlerle mücadeleyi daha karmaşık hale getirdiğini belirten Çetin, buna rağmen sahada görev yapan ekiplerin önemli bir başarı ortaya koyduğunu dile getirdi.

Vektörle mücadele çalışmalarının başarısında sahada görev yapan personelin büyük emeği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Çetin, ekiplerin yılın her döneminde yoğun bir çalışma yürüttüğünü söyledi.

Çetin, özellikle halk sağlığını tehdit eden hastalıkların önlenmesinde bu çalışmaların kritik öneme sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bugün Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanında sıtma, Batı Nil virüsü ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıkların görülmemesinin en önemli nedeni sahada çalışan 1700 arkadaşımızın verdiği emek ve alın teridir.”

Kent genelinde sürdürülen düzenli kontroller ve bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilen mücadele sayesinde ciddi sağlık risklerinin önüne geçildiğini ifade eden Çetin, bu başarının tesadüf olmadığını söyledi.

“Mücadele Sadece Gece İlaçlamasından İbaret Değil”

Toplumda sivrisinek mücadelesine ilişkin yaygın bir yanlış algı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Hüseyin Çetin, vatandaşların çoğunlukla gece yapılan ilaçlamaları gördüğü için mücadelenin yalnızca bundan ibaret olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Oysa asıl etkin mücadelenin sivrisineklerin henüz larva dönemindeyken gerçekleştirildiğini vurgulayan Çetin, gece yapılan ilaçlamaların toplam mücadelenin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.

“Toplumumuzda ve vatandaşlarımızda yanlış bir algı vardır. Belediye çalışanları binaların etrafındaki rögar, fosseptik, kanalizasyon sistemi gibi alanları yaz kış aralıksız ilaçlamaktadır” diyen Çetin, yıl boyunca süren çalışmaların görünmeyen ancak en etkili kısmı oluşturduğunu belirtti.

Kent genelinde mücadele edilen alanların büyüklüğüne dikkat çeken Çetin, Antalya’da 500 binden fazla fosseptik bulunduğunu söyledi.

Bunun yanı sıra tarımsal sulama amacıyla kullanılan on binlerce havuz, balık üretim tesisleri ve suyun bulunduğu çok sayıda alanın düzenli olarak kontrol edildiğini belirten Çetin, mücadelenin kapsamının çoğu zaman kamuoyunda bilinenden çok daha geniş olduğunu ifade etti.

Bu alanların tamamında larva mücadelesi yürütüldüğünü ve sürekli takip yapıldığını kaydeden Çetin, çalışmaların yalnızca yaz aylarında değil yılın tamamında sürdüğünü söyledi.

Gece İlaçlamalarının Etkisine Dikkat Çekti

Prof. Dr. Hüseyin Çetin, gece yapılan ilaçlamaların önemini kabul etmekle birlikte, bu uygulamaların sivrisinek mücadelesindeki etkisinin toplumda sanıldığından daha düşük olduğunu ifade etti.

Nisan ayından itibaren başlayan ve Ekim ayına kadar devam eden gece ilaçlamalarının toplam mücadele içindeki katkısının sınırlı olduğunu belirten Çetin, şu ifadeleri kullandı:

“Sadece gece ilaçlaması olarak bildiğiniz uygulamalar Nisan ayından sonra başlamakta ve Ekim ayına kadar devam etmektedir. Çok üzülerek söylüyorum ama bu ilaçlamadan ileride belki vazgeçmemiz gerekecek, azaltmamız gerekecek. Bunun sivrisinek mücadelesine katkısı yüzde 10’dur, yüzde 20’dir.”

Asıl başarının larvaların kaynağında yok edilmesiyle elde edildiğini belirten Çetin, bilimsel çalışmaların da bu sonucu ortaya koyduğunu söyledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında sürdürülen iş birliğinin önümüzdeki dönemde de devam edeceği belirtilirken, kent genelinde vektörle mücadele çalışmalarının kesintisiz şekilde sürdürüleceği ifade edildi.

Yetkililer, özellikle yaz aylarında artan nüfus hareketliliği nedeniyle mücadele çalışmalarının daha da önem kazandığını belirtirken, vatandaşların da çevrelerinde su birikintisi oluşturmamaları ve belediye ekiplerinin çalışmalarına destek olmaları çağrısında bulundu.

Uzmanlar, sivrisinek ve diğer vektörlerle mücadelenin yalnızca ilaçlama değil, kapsamlı bir halk sağlığı çalışması olduğuna dikkat çekerek, Antalya’da elde edilen sonuçların bu sistemli yaklaşımın bir ürünü olduğunu vurguluyor. İGFA