Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Çetinkaya, çölyak hastalığı ile gluten hassasiyetinin aynı durum olmadığını belirterek, glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, çölyak hastalığının tanısında gecikme yaşanmaması ve yanlış değerlendirmelerin önüne geçilmesi için bilinçli hareket edilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Çetinkaya, glutensiz beslenmenin yalnızca belirli sağlık durumlarında gerekli olduğunu ifade etti.
Çölyak Hastalığı Nedir?
Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu söyledi.
Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sisteminin ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verdiğini belirten Çetinkaya, bunun besin emilim bozukluklarına yol açabileceğini ifade etti.
Hastalığın ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini kaydetti.
Tanı sürecinde serolojik testler ve gerekli durumlarda ince bağırsak biyopsisinin kullanıldığını belirten Çetinkaya, günümüzde çölyak hastalığının tek tedavisinin glutenin tamamen diyetten çıkarılması olduğunu söyledi.
Glutensiz Diyete Başlamadan Önce Test Şart
Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyetinin belirtilerinin birbirine benzediğini belirten Çetinkaya, yalnızca belirtilere bakılarak kesin ayrım yapılamayacağını ifade etti.
Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılması gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, diyete başladıktan sonra yapılan testlerin güvenilir sonuç vermeyebileceğini söyledi.
Uzmanlar, özellikle kendi kendine glutensiz beslenmeye başlayan kişilerin tanı sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor.
Doğru teşhis için sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği belirtiliyor.

“Glutensiz” Etiketi Her Zaman Yeterli Olmayabilir
Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, tüketicilerin ürün etiketlerini dikkatle incelemesi gerektiğini söyledi.
Uluslararası standartlara göre “glutensiz” ibaresi taşıyan ürünlerin belirli miktarlarda gluten içerebildiğini ifade eden Çetinkaya, Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarında bu sınırın 20 ppm olarak belirlendiğini kaydetti.
Çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için bu seviyenin güvenli kabul edildiğini belirten Çetinkaya, bazı ürünlerde çapraz bulaşma nedeniyle daha yüksek gluten düzeylerine rastlanabildiğini ifade etti.
Bu nedenle ürün seçiminde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Glutensiz Kahvaltıda Doğal Besinler Öne Çıkmalı
Çetinkaya, glutensiz beslenen bireylerin kahvaltıda çeşitli ve dengeli seçenekler oluşturabileceğini belirtti.
Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısının doğal olarak glutensiz olduğunu ifade eden Çetinkaya, ekmek tercihinde ise sertifikalı glutensiz ürünlerin kullanılmasını önerdi.
Glutensiz yulaf, yoğurt, meyve, ceviz, badem ve chia tohumu gibi besinlerin kahvaltıya dahil edilebileceğini belirten Çetinkaya, omlet, menemen ve yoğurtlu meyve kaselerinin de uygun seçenekler arasında yer aldığını söyledi.
Karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu ile hazırlanan pankeklerin de alternatif olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Çetinkaya, kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağlı kalınmaması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, doğal ve dengeli beslenmenin glutensiz diyet uygulayan bireyler için de temel yaklaşım olması gerektiğine dikkat çekiyor. İGFA
