Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 29 Nisan 2026 tarihli kararıyla, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında biyometrik verilerin özel nitelikli kişisel veri olduğu hatırlatıldı.
Kurul, çalışanların mesai takibi amacıyla biyometrik verilerinin işlenmesinde Kanun’da öngörülen veri işleme şartlarının bulunmadığını ifade etti. Kararda ayrıca açık rızanın tek başına yeterli bir hukuki dayanak oluşturmadığına dikkat çekildi.
İşçi ile işveren arasındaki güç dengesizliği nedeniyle çalışanlardan alınan açık rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı konusunda tereddütler bulunduğu belirtilirken, bu nedenle biyometrik veri kullanımının hukuki açıdan dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Ölçülülük İlkesine Dikkat Çekildi
Kurul kararında, mesai takibinin daha az müdahaleci yöntemlerle yapılmasının mümkün olduğu durumlarda biyometrik veri kullanılmasının "ölçülülük" ilkesine aykırı olacağı ifade edildi.
Biyometrik verilerin işlenmesinin ancak mevzuatta öngörülen şartların bulunması halinde mümkün olabileceği belirtilirken, işverenlerin veri işleme faaliyetlerinde kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilkelere uygun hareket etmeleri gerektiği kaydedildi.
Alternatif Sistemler Önerildi
KVKK, işverenlerin mesai takibi amacıyla biyometrik sistemler yerine farklı yöntemleri tercih etmelerinin önemine dikkat çekti.
Kararda şifreli kart veya PIN tabanlı giriş sistemleri, RFID ve NFC özellikli kimlik kartları, imza föyleri ile denetçi gözetiminde kayıt yöntemleri alternatif uygulamalar arasında gösterildi.
Yayımlanan ilke kararıyla birlikte iş yerlerinde yaygın olarak kullanılan parmak izi ve yüz tanıma sistemlerinin yalnızca mesai kontrolü amacıyla kullanılmasının hukuki açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
