Platform, yaşananları "doğal afet" olarak nitelendirerek, Hakkâri’nin geleceği için tüm siyasi, ideolojik ve aşiret aidiyetlerinin bir kenara bırakılması gerektiğini vurguladı.

Bildiride öne çıkan en çarpıcı benzetme ise şehrin mevcut durumu üzerine oldu: "Gemi batarken, içinde bulunan herkes batmaya mahkûmdur."

"Hakkâri'nin Şah Damarı Tehlike Altında"

Platform tarafından yapılan açıklamada, son günlerde bölgeyi sarsan deprem hareketliliği ve Hakkâri-Van karayolunda meydana gelen heyelan/çökme olaylarına dikkat çekildi. Yolların bir şehrin "can damarı" olduğu hatırlatılan metinde şu ifadelere yer verildi:

  • Lojistik ve Ulaşım Krizi: "Hakkâri’mizin şah damarı şu an tehlike altındadır ve kopmuştur. Yol olmazsa durum kronik bir hal alır."

  • Merkezi Müdahale Şart: "Sayın Valimiz ve kurum amirlerimiz ellerinden geleni yapıyor ancak bu afet, Hakkâri gibi gelişme düzeyi düşük bir şehrin kuvvetinden fazladır. Yerelden çok merkezden (Ankara) müdahale edilmesi gerekir."

Çözüm Önerisi: "Ankara Çıkarması"

Hakkâri Dayanışma ve Bilgi Platformu, sadece sorunları dile getirmekle kalmayıp somut bir yol haritası da önerdi. Şehirdeki tüm dinamiklerin bir komisyon çatısı altında birleşmesi çağrısında bulunuldu:

  1. Geniş Katılımlı Komisyon: Kanaat önderleri, siyasi parti temsilcileri, STK’lar, dernekler ve şehrin büyüklerinin bir araya gelmesi.

  2. Valilik ile Koordinasyon: Oluşturulacak heyetin Sayın Vali ile görüşerek durumu arz etmesi.

  3. Ankara Temasları: Valilik öncülüğünde Ankara’ya gidilerek merkezi hükümetten acil destek talep edilmesi.

"Aşiret Kimliğini Bir Kenara Bırakalım"

Bildirinin en dikkat çekici kısımlarından biri de yerel aidiyetler üzerindeki özeleştiri oldu. Açıklamada, "Nasıl Hakkâri dışına çıktığımızda aşiret kimliğini bir kenara bırakıp Hakkarili oluyorsak, bugün de aynı ruhla Hakkâri’miz için bu fedakârlığı yapmamız elzemdir. Bugün aşiretçilik ya da siyasi polemik günü değil; deprem gerçeğiyle yüzleşme ve kurtuluş mücadelesi verme günüdür" denildi.

Platform, olası büyük bir depremin sonuçlarının hayal bile edilemeyeceğini hatırlatarak, Hakkâri’nin bu "kanayan yarasına" merhem olmak için herkesi sorumluluk almaya davet etti.