Küresel ölçekte yaşlanan nüfus tehlikesine ve iş gücü piyasasındaki dönüşüme dikkat çeken Erdoğan; aile yapısının korunması, kadın istihdamı ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede kat edilen mesafeyi rakamlarla ortaya koydu. Zirvede Türkiye’nin demografik fırsatları ve sosyal güvenlik sisteminin başarısı ön plana çıktı.

Kadın İstihdamında Tarihi Rekor ve Anneler İçin Yeni Müjde

Konuşmasında kadınların iş gücüne katılımı konusundaki engellerin birer birer kaldırıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 20 yılda bu alanda adeta bir devrim yaşandığını vurguladı. Göreve geldiklerinde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 34,7’ye ulaştığını ifade eden Erdoğan, kadın istihdam oranının da yüzde 31,7 seviyesine çıktığını kaydetti.

Çalışan annelerin hayatını kolaylaştıracak düzenlemelere de değinen Erdoğan, kamuoyunda merakla beklenen bir müjdeyi paylaştı: Doğum izni süresi 24 haftaya çıkarıldı. Bu düzenleme ile aile yapısının güçlendirilmesi ve kadınların kariyer ile aile hayatı arasında denge kurabilmelerinin hedeflendiği belirtildi. Cumhurbaşkanı, kamu sektöründeki kadın çalışan sayısındaki artışın, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağına verdiği önemin bir göstergesi olduğunu söyledi.

Kayıt Dışı İstihdamda Büyük Başarı: Oran Yüzde 24’e Düştü

Ekonomik verimliliğin ve sosyal güvenliğin en büyük düşmanlarından biri olan kayıt dışı istihdamla mücadelede Türkiye’nin sergilediği performans, zirvenin en çok dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2000’li yılların başında yüzde 52’nin üzerinde olan kayıt dışı çalışma oranının, kararlı politikalar sayesinde 2025 yılı itibarıyla yüzde 24’e kadar düşürüldüğünü açıkladı.

Kayıt dışılığı yarı yarıya azaltarak ekonomiye büyük bir soluk getirdiklerini ifade eden Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun temelinde üretken bir ekonomi ve kapsayıcı bir sosyal kalkınmanın yer aldığını belirtti. 2030 yılına kadar dünya nüfusunun beşte birinin 60 yaş üzerine çıkacağını hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunu korumak adına aile yapısını sarsacak "aşırı bireyselleşme" gibi risklere karşı güçlü aile bağlarını savunmaya devam edeceklerini vurguladı. İGFA